Archive

Tag Archives: Poem

How like a winter hath my absence been
From thee, the pleasure of the fleeting year!
What freezings have I felt, what dark days seen!
What old December’s bareness everywhere!
And yet this time removed was summer’s time,
The teeming autumn, big with rich increase,
Bearing the wanton burden of the prime,
Like widowed wombs after their lords’ decease:
Yet this abundant issue seemed to me
But hope of orphans, and unfathered fruit,
For summer and his pleasures wait on thee,
And thou away, the very birds are mute.
Or, if they sing, ’tis with so dull a cheer,
That leaves look pale, dreading the winter’s near.
W.S.

Discovering Springsalkım salkım gözyaşı…
bedenlere uymayan gülücükler..
öfkeli paltolar..
meraklı çatılar..
mutsuz kaldırımlar..
sahipsiz sokaklar..
insanlara küsmüş yağmur rengi duvarlar..
yorgun ayakkabılarımla gidiyorum işte..
uzaklara,
içimi ısıtacak güneşlerin doğduğu
yerelere gidiyorum…
kolumun altına sıkıştırdım duygularımı..
yakında ihtiyacım olmayacak nasıl olsa..

ilerden bir tutam baharat alıyorum….
hüznümün üzerine serpmek için..
kollarım yoruluyor duygularımı taşımaktan..
semt pazarındaki eskiciye satıyorum onu da..
karşılığında da bir mevsim satın alıyorum..
“ilkbahar”..
birden umut doluyor ayrılık kokan ceketimin
içindeki ufak şişem..

sonra romantik pencereler görüyorum, suskun
ve alışkın..
herkesin gözlerinde ilk bahar taşıyan, yaşlı,
salkım salkım
gözyaşı döken bir adam var..

bu şehir de bitiyor.. ama benim yolculuğum değil..
bir tren istasyonundan geçiyorum ağır ağır geçiyorum
yanından belki evime gidiyordur diye geçiriyorum
içimden..
Ama bomboş..neden?
şişem kulağıma fısıldayıp “durma atla “diyor.
salkım salkım gözyaşlarım da:”o kızgın kum rengi treni unut”
yorgun düşüyor güneş..
artık gitme vakti dercesine yavaaş yavaş kayboluyor ufuktan..

yaklaştığımı hissediyorum.. sesler duyuyorum neşeli..
elimi cebime atıyorum ama şişem yok !
sonra aklıma geliyor bana fısıldadıkları..
Demek o da terk etmişti beni ha ?
hüznümü de alıp o kızıl kum rengi trenle uzaklara gidiyordu demek!

acıdan hissizleşen parmaklarım,umut moru
eldivenlerini geçirdi sırtına..
bense artık ekmek kırıntılarını görebiliyordum..
baktım..uzuunca baktım..
işte mutluluk..işte evim..
işte huzur tüten bacalar..
elimdeki fileden ilkbaharı çıkarıyorum..
yıllardır sonhahar hüznü döken ağaçlar, kış
çıplaklığından şikayetçi o ağaçlara ilkbaharı getiriyorum..
salkım salkım gözyaşlarını silecek olan, asık suratlı palotları
gülümsetecek olan ilkbaharı..
sıcaklığı tenimizi yenileyecek olan sevinçleri tatlı uykusundan
uyandıracak olan ilkbaharı !…