Archive

Tag Archives: Paris

sully et les chamanes

“Sully et les Chamanes” “Cette nouvelle formation parisienne, dirigée par Sully Chamand, puise son inspiration dans le patrimoine réunionnais des orchestres de bal des années 50-60 tels que “Club Rythmique” de Jules Arlanda ou “Le Jazz Tropical” de Claude Vinh San. Elle vous proposera un bal créole aux sons du SEGA et du MALOYA. Parti du constat que les musiques traditionnelles réunionnaises sont indissociables de leurs danses, cet orchestre a pour motivation de “rendre leurs musiques aux danses”. Sully musicien-pédagogue réunionnais, entreprend un vaste projet de valorisation de la danse par un travail de recherche, de codification et de transmission afin de permettre sa pratique par le public le plus large. Entre compositions originales et reprises de standards, “Sully et les Chamanes” se veut être la représentation actuelle d’une expression populaire encore méconnue, et propose de vous entrainer sur la piste par des rythmes qui trouvent leurs sources entre Europe, Afrique Australe et Sud de l’Inde.

Bu grubu Fêtes Des Vendanges festivali kapsamındaki bi konserde dinledim ilk kez. Ama gruptan çok, şarkılarla eğlenen insanlar dikkatimi çekti. Ufak bi yerde, hatta yaşayanların sosyal statüsünün ne kadar düşük olduğunu görmenin zor olmadığı bir yerde sahne aldılar. Tüm gece boyunca saysanız 20 kişiyi geçmeyecek bir topluluğa şarkı söylediler. Müziği o kadar çok seviyorlar ki her bir notada ayaklarıyla ritim tutuyolar, şarkının sözlerini gözlerini kapatıp tebessümle söylüyorlar, kalabalığa ya da kimsenin olmayışına aldırmadan, aman yanlış notaya basarsam ne olur derdine düşmeden “yaşayarak” müzik yapıyorlar. Sadece onlar değil bu hazzı yaşayan. O yirmi kişilik toplulukta bile en az on beş kişi önce ayaklarıyla başlayıp sonra kalçalarına, oradan kollarına uzanan bir düzenle dans ediyor usulca. Evsizler, yaşlılar, Japonlar, Marocaines ler, Araplar, Cezayirliler, Fransızlar, çocuklar, alkolikler ve daha türlü türlü insanlar sadece iki saatliğine her şeyden uzaklaşıyor bu grupla.    Buz gibi soğuğa aldırmadan aynı kişiler konserin sonuna kadar kaldılar. Sırf fotoğraf çekebilmek için gelenler bile vardı. Alkolü fazla kaçırıp genç kızlardan bi şeyler koparacağı umuduyla etrafı gözleyenler, birbirini aslında hiç tanımayıp “dans etmek” için kollarını kavuşturan yaşlı çiftler, hayatında fazla eğlencesi olmayan böyle evine yakın belediye organizasyonlarına boyun eğen çalışanlar, çocuklarının hatrına gelenler, mutsuzluklarına bir gölge arayanlar, “biriyle tanışırım, belki de sonra sevişir benle, hatta belki romantik bi ilişkiye başlarız” düşüncesinde olanlar, turistler, bedava olmasından yararlanan sanatsal bir aktiviteye katılmak isteyenler, grubun ezgilerinden fena halde hoşlananlar, kendini bilinçsiz olarak düşündüğüm şekilde sahneye atanlar, sanatçılarla göz göze gelmek isteyen bunun için de en önden yer kapmaya çalışanlar, direklere tutturulmuş küçük rengarenk lambalar, ayağımızın altındaki bembeyaz kum taneleri ve daha pek çoğuyla kayda değer bir geceydi. İşte mutlu olmak basit bir olay. Sadece metroya bindim, biraz karanlıkta boş sokaklarda yürüdüm, sonra müziği duyarak parkı buldum. Sonrasında da şarkılarla ve “mutlu” olan olmaya çalışan olmak isteyen insanlarla aynı ortamda hayatı, her şeyi biraz unuttum. İki saatliğine dahi olsa neyin ne şekilde ne zaman sizi bulacağını bilemezsiniz. Bazen de işte böyle aramanız gerekir.    Sully Et Les Chamanes’a bu zevkli saatler için teşekkürler. Yerin adı La Chapelle – Les Jardins d’Eole’dü.

Advertisements